Uzun zamandır birşeyler yazayım diyorum ama çok düşünmediğimden mi, bu blog olayını çok ciddiye aldığımdan mı, yoksa hiç ciddiye almadığımdan mı bilemiyorum, bir türlü yazamıyorum.
Yazmak isteyenlere fikir verebilirim ama. Bu sene çok albüm çıktı ve çıkmaya da devam ediyor. Özellikle Türkiye'den. Bunların üzerine yazın. Paylaşın, paylaşalım. Yavaş yavaş Türkiye'den çıkan müzikler de kalıpların dışına çıkmaya başladı. Mutluyum, hepimiz mutlu olalım.
Evet çalışmam gerek, uyumam gerek, yarın güne zinde başlayıp toplantıdaki tartışmayı üstlenmem gerek. Sonra da daha çok makale okuyup, yazmam gerek. Düşünmeye ara vermiştim, tekrar dönmem gerek. Kod yazmam gerek, analiz yapmam gerek. Güzel güzel grafikler çizmem gerek. Python, Matlab, R arasında dolaşmam gerek.
Babamın bana "'Yapacağım' değil, 'Yaptım' de." demesini özledim.
Monday, June 14, 2010
Yine aklıma birşey gelmedi.
Posted by
cenin
at
9:55 PM
0
comments
Tuesday, December 15, 2009
Festivals to go before I die.
1. Glastonbury: 3 Ms. Music, Mud, Kate Moss.
2. Sundance: Indie movies. I love them.
3. Cannes: So classy right? I've already thought about the dress that I wanna wear.
4. Coachella: music and fashion for people like me (not for "vogue" people).
Posted by
cenin
at
10:50 PM
4
comments
Sunday, September 20, 2009
I'm back
bilgi heryerde! ağaçta, suda, beyninde! neye yormak istersen yorarsın. ama gerçek sadece gerçektir. gerçek algılamak istediğin değildir. gerçek sadece gerçektir. gerçek objektiftir. gerçek heryerdedir! bundan korkmamalısın, gerçek sen görsen de görmesen de orada. bence sen onu görmeye çalış. inan bana, hayatta daha başarılı olursun.
Posted by
cenin
at
12:24 AM
0
comments
Saturday, June 13, 2009
sex and the city
evet bir günde iki yazı yazmam cok garip ama hediye olsun işte.
televizyonda sex and the city var. ben de her gece o yada bu şekilde izliyorum. seviyorum sevgili dostlar, seviyorum! ama şimdi carrie, aidan'ı terk ediyor, evlenmeye hazır değilim diye. Ee sen değilmiydin carrie, evlenmek istiyorum diye ağlayan! aslında başından beri biliyoruz senin big'le evlenmek istedigini ve aidan'la yetindiğini, bir şekilde içine sinmediğini.. ya iste batılı kadın örnegi size. türkiye'nin büyük şehirleri bu kadınlarla dolu.. aşk konusunda doğulu, seks konusundan batılı.. ya o mr bigle evlenme, gerçek değil. Sanıyor musunuz amerikalı kadınlar evliliklerinde mutlu? tanıdığım bütün 40 yaş üstü insanlar boşanmış ve yahoo personals da date arıyrolar.. demiyorum ki doğulu olup 14 yaşımızda evlenelim ama 35 yasımızda da carrie gibi aslında yalnız kalmak istemedigimiz icin bir adama "Oh my god, you still don't trust me! I love you!! There is no one else!" derken ellerimizi rahmimize götürüp "eveet bu senin" mesajı vermeyelim!
Ya bu arada kalmıs Türk insanından çok sıkıldım! Kadın, erkek fark etmez! Bugün kadından bahsettik, yarın da erkek olur. Erkekler daha fena!
Aslında biri de bana dese ya bu kadar kıyaslama yapıyorsun daha kötü değil mi diye. Evet haklısın derim! Ama bana biriniz de hiç carrie olmak istmedik ve çok düzgün ilişkilerimiz oldu hala da devam ediyo deyin! O zaman susar, size bir de tam cumhuriyet altını hediye ederim!
Posted by
cenin
at
12:45 AM
1 comments
Friday, June 12, 2009
Ben kendimi ona ait hisettiğim, huzurlu topraklarda yaşamak istiyorum!
bugün buralı (amerikadayım hala) bir kaç arakadaşla "yunan festivali"ne gittik. Önce, yunanlılarla kültürlerimizin ne kadar benzedigine şaşırdım. Sonra da, amerikanlarla "boiling point"in asla geçilemedigini anladım. Bir türlü arkadas olamıyorsun ancak "company" olabilliyorsun. Ya arkadaşım bu bana garip geliyor. Bak tanımadığım birine bile arkadaşım diyebiliyorum ama bir senedir neredeyse her festivale gittiğim insanlara en fazla "company" diyorum. Ne garip değil mi? İşte bu yüzden yüzme havuzu, güzel araba, güzel ev, özgür cinsel hayat diyen Türk insanlarının neden ABD'ye yerleştiğine/yerleşmeye çalıştığına inanamıyorum.Evet özgürsün, güzel ortamlarda takılıyosun ama istediğin cümleyi kurabiliyor musun? "lan bu çamaşır suyu gibi" diye biliyor musun? elbette "dude it's cheap beer!" diyorsundur da aynı mı?
Neden savaşmaktan korkuyoruz? Sonuçta burası da bu rahatlığı birinden çalmadı, kendisi yarattı. Neden sen savaşmaktan korkuyorsun arkadaşım? Burdaki zenci, teninin renginin normal kabul edilmesi için savaştı. Sen neden emeğinin karşılığını kazanmak için savaşmıyorusun? Yada bir kadının başka bir kadını sevme hakkı için savaşmıyorsun? Neden biz haklarımız için savaşmıyoruz? Mesele toprak olsa savaşırız da artık mesele toprak değil ki! İşte geldiğimiz nokta. Anadolu senin olur ama içindeki hiç bir şey senin olmaz. Türkiye'nin hali bu değil mi? İşin kötüsü, bizim olan şeyleri de o kadar küçümsedik ki.. Gidip yunan eglencesini izlerken, bugüne kadar dalga gectigin türk düğününden ne farkı var diye düşünmüyo musun? Neden eğitimliler (sözüm ona) batılı gibili olmaya çalışıyor? Üstelik batının ne olduğunu bilmeden.. Neden bir gurup tarikatçı dinci dünyanın şu anki halinden uzakta yaşamaya çalışıyor? Üstelik İran bile o garip şeyden (islam'ın arkasına saklanmış şeytandan) kurtulmaya çalışırken. Bizim derdimiz nedir?? Yahu biz bu kadar aptal mıyız? Neden toplumca özgüvensiziz? Ne batılı ne doğulu.. Neden kendimiz olamıyoruz? Neden kendimiz olmak için savaşmıyoruz?
Aslında çözüm o kadar da kolay değil herhalde. Çıkarları maksimize etmek (bak bu da batı icadı) o kadar kolay degil herhalde. Aslında "maksimize etmek" de kime göre, neye göre? ben bu soruların cevabını verebilcek kadar zeki değilim, eğer o kadar zeki olsaydım zaten durmaz, birilerini ikna etmeye çalışırdım. Ama değilim. Sadece saçmalıyorum işte.
Posted by
cenin
at
11:27 PM
0
comments
Saturday, May 2, 2009
What's the difference between "blood pumping-organ" and "gönül"?
Bu soruyu farklı şekilde de sorabilirdim. Amerika köylüsüyle Anadolu köylüsü arasındaki fark nedir? Amerika köylüsü "ego" ve "super ego" kelimelerinin ne anlama geldiğini bilmez. Hatta "ego" ve "super ego" kelimelerini de cümle içinde kullanmaz. Eğer kullanan bir Armerika köylüsü görürseniz lütfen cümlesiyle birlikete bana yazın. Ama Türkçe'de "Gönül" "super ego"dur, "can" "ego". Anadolu insanı (belki Orta Asya Türkleri'nden kalma) Freud'dan çok önce bunun sınıflandırmasını yapmıştır. Kısaca, farkında olmadan o kadar da çok kullanırız ki "ego", "süper ego" kelimelerini, şehirli, kasabalı, köylü olamamız fark etmez.
Bu da "Türkçe bilim dili değil" diyenlere ...
Not: Freud'un Avusturyalı olduğun biliyorum. Şu anki bilim dili İngilizce diye dedim. Hem de Amerika'nın tekelinde.
Bir not daha: Biz, bilişsel bilimciler, Freud'u pek ciddiye almayız. Klinik psikologların da psikoanaliz tedavisi yapanlarla dalga gectigini biliyorum. Ama Freud'un bugüne gelmemize ne kadar katkıda bulunduğu da yadsınamaz.
Posted by
cenin
at
11:58 PM
0
comments
Wednesday, April 1, 2009
walking in my sleep
Efendim basligimiz biraz once kulagima takilan bir sarkidan. Bang Gang - Sleep. Cok ergen bir hareket olmasaydi, sozlerini de kopyalar yapistirirdim ama merak eden "googlelar".
Gectigimiz haftalar cok asosyal gecti. 1 hafta new york, 2 hafta syracuse'a bedel. Bu asosyal zamanda okudum, izledim, calistim, dinledim.
Neler okudum? The Kite Runner, A Thousand Splendid Suns. Cok satanlar listesinde basi cekiyor. Biraz fazla duygu somurusu var, Amerika kurtarici falan ama okumasi keyifliydi. Bir de Dean Koontz okudum. Evet cok ilginc degil mi. Normalde "cok satanlar"dan kacan ben, onlara dadanmis durumdayim. Cunku mumkunse eglence kitabi okurken dusunmek istemiyorum. Ama sirada Pulitzer odullu bir kitap var. Bakalim..
Neler izledim? The visitor. Guzel bir bagimsiz film 2007'den. Ironik drama.
Neler calistim? Gecen donem topladigim garip bir datam var, bakalim simdi de yeni bir model deniyorum. Diffusion Model diye bir sey. Matlab'de bir toolbox yapmis Belcikali sevgili bilim adamlari. R'da library yazmaktansa Matlabde calismaya karar verdim. Kisaca hayatima windows tekrar girdi. Bir de sacma salak bir manual yaziyorum, seneye "subject pool"u yonetirken sorun yasamasinlar diye.
Neler dinledim? Cok sey dinledim..
Bir de korktum. Turkiye'nin Afganistan'a benzemesinden korktum. Secim sonuclarini takip ettim, sanki daha da cok korktum. Sonra babam dedi ki Afganistan'dan degil baska "istan"dan kork. Simdilik algilayamiyorum.
Neyse bana bol okumali, Ankara'ya bol Gokcekli gunler.
Posted by
cenin
at
10:55 PM
1 comments

