Tuesday, December 19, 2006

Neden Pete Doherty?

Rolling Stone Türkiye'nin 2. sayısının 3 sayfası -bence hendrix, cobain ve vicious karması olan- bu adama ayrılmış. Yazının ilk başta ilgimi çekmesinin sebebi Kate Moss'un sevgilisi olmasıydı, ve yazıya hızlı bir göz attıktan sonra "aman yine uyuşturucu ve skandal üzerine bir dram, e tabii Ingiltere'nin buna ihtiyacı var" diye düşünmüştüm. Ama yazıyı daha dikkatli okuyunca ve Pete Doherty belgeseli - aslinda zorlama bir belgeseldi- izleyince, aslinca gerçekten bu zeki adamın geçmişten kopup geldiğine karar verdim. Bu duruma saygimdan dolayı ona bloguma yer vermek istedim.
Bu adamda beni asıl etkileyen şey, serseliği ve bunu kendine yakıştırması dışında, hayranlarına değer vermesi ve gerçekten berbat bir rock star hayatı yaşaması. Sadece uyuşturucu parasını çıkarmak için yılbaşında hayranlarına konser verip, daha sonra hepsini odaya teker teker alıp istediği şarkıyı söylemiş. Araba çalmaktan hapse girmiş. Oxford'u ilk senesinde bırakmış. Ve okuduğum röportajın yazarıyla karşılıklı röportaj yapmak yerine, yazarı yanına alıp arkadaşının evine, eski Jaguarını almaya gidiyor. Neyse yazabileceğimiz bir sürü hikayesi var..
Pete Doherty çünkü "Şimdilik Doherty'nin Amerika'da bir turneye çıkması, vizeler ve bilet satışları konusundaki sert sigortalar yüzünden zor görünüyor. Doherty'ye plak şirketlerinden hiç bu konuda teklif alıp almadığını sorduğumda, kıkırdıyor."Kimse bana dokunmak istemiyor abi," diyor üzüntülü bir şekilde saçını karıştırırken. "Korkuyorlar. Bir araba kazası gibi olacağını düşünüyorlar." Yine gülüyor, bu sefer daha acı bir şekilde ve gülümsemeden. Ivır zıvırla dolu çevresini göstererek devam ediyor, "Farkında değiller ki araba çoktan kaza yaptı. Ve nükleer bir patlama oldu. Ve biz dünyada kalan son insanlarız."" Mark Binelli, Roling Stone Türkiye, Sayı 2

Friday, December 15, 2006

"On the Road"dan bir cümle

Boys and girls have such a sad time together; sophistication demands that they submit to sex immediately without preliminary talk. - jack kerouac

Tuesday, December 12, 2006

I did it without any logical intentions

Last night something happened, I don't know what, I found myself "on the road" to Eskisehir with Canan. I think that was one of the best birthday celebrations that I've ever had so far. Canan was driving, I was talking and smoking and talking and singing. At some parts it was depressing and at some parts it was amazing. After all, I've seen Eskişehir (even it was dark) and had a soup there. What is left for me to say is I really like beatnics. :)

Monday, December 4, 2006

trip to USA part 1

ABD yolculuğum ağustos ayında GRE isimli gereksiz sınava girmemle başladı. Asıl hedef NY de bir kaç sene yaşamak ve sabit bir gelire sahip olmaktı. E tabii şu an yaptıklarıma bakacak olursak, bu hedefi ancak doktora yaparak gerçekleştirebileceğimi anladım. Yanlış anlaşılmasın, akademide olmaktan çok çok memnunum. Bu GRE denen lanet sınavdan lanet bir "score"aldıktan sonra, NY'nin en güzel okulları Columbia ve NYU'ya basvurmaya başladim, ancak bu lanet başvurular tabii ki NY ve iki okulla kalmadi ve ben başvuruların içinde kayboluyorum!!!!
Bir taraftan "anticipated" yalnızlık hissi bastırıyor (hayır şu an hiç yalnız değilim ama yalnız kalmak için o kadar çok çaba gösteriyorum ki.. İşte o gelecekteki yalnızlıktan korkuyorum!! Hem de çok..), diğer taraftan organizasyon problemi yaşıyorum (kolay değil 12 üniversitenin lanet belgelerini toparlamak ve her biri için SOP yazmak) ve her saniye o lanet "belirsizlik hissi" içimde büyüyor. Sonuç olarak ABD yolculuğumda umutsuz ve yorgun bir şekilde, belki varırım hevesiyle ara istasyonda bekliyorum. Bundan sonra bir kaç durak daha var ve ben şimdiden varamaycağım hissine kapılarak daha fazla inip binmek istemiyorum!!!
Evet çok umutsuzum!!! Bunca çaba boşa!!