Saturday, June 13, 2009

sex and the city

evet bir günde iki yazı yazmam cok garip ama hediye olsun işte.

televizyonda sex and the city var. ben de her gece o yada bu şekilde izliyorum. seviyorum sevgili dostlar, seviyorum! ama şimdi carrie, aidan'ı terk ediyor, evlenmeye hazır değilim diye. Ee sen değilmiydin carrie, evlenmek istiyorum diye ağlayan! aslında başından beri biliyoruz senin big'le evlenmek istedigini ve aidan'la yetindiğini, bir şekilde içine sinmediğini.. ya iste batılı kadın örnegi size. türkiye'nin büyük şehirleri bu kadınlarla dolu.. aşk konusunda doğulu, seks konusundan batılı.. ya o mr bigle evlenme, gerçek değil. Sanıyor musunuz amerikalı kadınlar evliliklerinde mutlu? tanıdığım bütün 40 yaş üstü insanlar boşanmış ve yahoo personals da date arıyrolar..  demiyorum ki doğulu olup 14 yaşımızda evlenelim ama 35 yasımızda da carrie gibi aslında yalnız kalmak istemedigimiz icin bir adama "Oh my god, you still don't trust me! I love you!! There is no one else!" derken ellerimizi rahmimize götürüp "eveet bu senin" mesajı vermeyelim! 

Ya bu arada kalmıs Türk insanından çok sıkıldım! Kadın, erkek fark etmez! Bugün kadından bahsettik, yarın da erkek olur. Erkekler daha fena! 

Aslında biri de bana dese ya bu kadar kıyaslama yapıyorsun daha kötü değil mi diye. Evet haklısın derim! Ama bana biriniz de hiç carrie olmak istmedik ve çok düzgün ilişkilerimiz oldu hala da devam ediyo deyin! O zaman susar, size bir de tam cumhuriyet altını hediye ederim!

Friday, June 12, 2009

Ben kendimi ona ait hisettiğim, huzurlu topraklarda yaşamak istiyorum!

bugün buralı (amerikadayım hala) bir kaç arakadaşla "yunan festivali"ne gittik. Önce, yunanlılarla kültürlerimizin ne kadar benzedigine şaşırdım. Sonra da,  amerikanlarla "boiling point"in asla geçilemedigini anladım. Bir türlü arkadas olamıyorsun ancak "company" olabilliyorsun. Ya arkadaşım bu bana garip geliyor. Bak tanımadığım birine bile arkadaşım diyebiliyorum ama bir senedir neredeyse her festivale gittiğim insanlara en fazla "company" diyorum. Ne garip değil mi? İşte bu yüzden yüzme havuzu, güzel araba, güzel ev, özgür cinsel hayat diyen Türk insanlarının neden ABD'ye yerleştiğine/yerleşmeye çalıştığına inanamıyorum.Evet özgürsün, güzel ortamlarda takılıyosun ama istediğin cümleyi kurabiliyor musun? "lan bu çamaşır suyu gibi" diye biliyor musun? elbette "dude it's cheap beer!" diyorsundur da aynı mı?

Neden savaşmaktan korkuyoruz? Sonuçta burası da bu rahatlığı birinden çalmadı, kendisi yarattı. Neden sen savaşmaktan korkuyorsun arkadaşım? Burdaki zenci, teninin renginin normal kabul edilmesi için savaştı. Sen neden emeğinin karşılığını kazanmak için savaşmıyorusun? Yada bir kadının başka bir kadını sevme hakkı için savaşmıyorsun? Neden biz haklarımız için savaşmıyoruz? Mesele toprak olsa savaşırız da artık mesele toprak değil ki! İşte geldiğimiz nokta.  Anadolu senin olur ama içindeki hiç bir şey senin olmaz. Türkiye'nin hali bu değil mi? İşin kötüsü, bizim olan şeyleri de o kadar küçümsedik ki.. Gidip yunan eglencesini izlerken, bugüne kadar dalga gectigin türk düğününden ne farkı var diye düşünmüyo musun? Neden eğitimliler (sözüm ona) batılı gibili olmaya çalışıyor? Üstelik batının ne olduğunu bilmeden.. Neden bir gurup tarikatçı dinci dünyanın şu anki halinden uzakta yaşamaya çalışıyor? Üstelik İran bile o garip şeyden (islam'ın arkasına saklanmış şeytandan) kurtulmaya çalışırken. Bizim derdimiz nedir?? Yahu biz bu kadar aptal mıyız? Neden toplumca özgüvensiziz? Ne batılı ne doğulu.. Neden kendimiz olamıyoruz? Neden kendimiz olmak için savaşmıyoruz? 

Aslında çözüm o kadar da kolay değil herhalde. Çıkarları maksimize etmek (bak bu da batı icadı) o kadar kolay degil herhalde. Aslında "maksimize etmek" de kime göre, neye göre? ben bu soruların cevabını verebilcek kadar zeki değilim, eğer o kadar zeki olsaydım zaten durmaz, birilerini  ikna etmeye çalışırdım. Ama değilim. Sadece saçmalıyorum işte.